Dinler Tarihi – Yahudilik

Dinler Tarihi – Yahudilik, OkuGit.Com - Tarih, Güncel, Kadın, Sağlık, Moda Bilgileri Genel Bloğu

Dinler Tarihi  Yahudilik

Yahudilik , İsraillilerin yahut İbranilerin, yahut Yahudilerin dinidir. İsrailliler Batı Semitleri arasında sınıflandırılmış bulunmaktadır.

İsrail sözü , ‘Savaşan Tanrı’ yahut ‘Tanrıya Karşı Kuvvetli’ anlamına gelmektedir. Yaptığı savaştan sonra Yakup’a bu ad verilmiştir. On iki kabilenin hepsi ortaklaşa ‘İsrailliler’ adını almışlar, Süleyman’dan sonra Kuzey Krallığını yahut İsrail’i teşkil eden kabileler de bunu muhafaza etmişlerdir.

Kişilere ve dile de uygulanan ‘Ibranî’ deyimi ‘Hibri’ sözünden gelmektedir. Kenan ülkesinin yerlileri, nehrin öteki kıyısından gelmiş olan göçmenleri böyle adlandırmaktaydılar. İbranice , Yahudi sözü ise Güney Krallığı,yahut Yahuda ülkesinin sakinlerini göstermekteydi. Sonradan bu söz , kavmin tümü için kullanılmaya başlanmıştır.  Greko -romen devrinden itibaren kişileri göstermek için tercihen bu terim kullanılmaktadır.

Yahudiliği incelemek için ilkin İsraillilerin girişlerinden önce Filistin’deki dinsel durumun ve Filistin’e yerleşmeden önce İsraillilerin durumlarının ne olduğunu bilmek ;Musa ile ondan sonra gelenlerin daha sonra öbür Peygamberlerin faaliyetlerini gözden geçirmek ;tarihsel devrede kavmin beslediği inançları çözümlemek;  nihayet Hristiyanlığın ortaya çıkışından günümüze kadar İsrail’in geçirdiği tekâmülü takip etmek gerektir.

Yahudilik üzerine başlıca belge, İsrail’in kutsal kitabı olan Eski Ahid’dir. Bu ‘Ahid’ sözünü ortaya atan, Hristiyan Kilisesi olmuştur. Ahid, İttifak sözünün yanlış olarak çevrilişidir.  Bahis konusu olan, Tanrı ile İnsanlık arasındaki ittifak’tır.  Eski Ahid, Kutsal Kitap’ın birinci bölümüdür. Bunun ikinci bölümünü ise Hristiyanların Yeni Ahid’leri yani “İncil” teşkil etmektedir.

Eski Ahid’i meydana getiren kitaplar İbranice yazılmıştır. Bunların bazı parçaları da Asya’nın Yakındoğusunda çok yaygın bir dil olan âramîce ile yazılmış bulunmaktadır.

Eski Ahid’i teşkil eden yazıların resmen derlenmiş şekline “Eski Ahid’in Şeriat Kitabı” adı verilir. Massoretik denen ve İbranice olan geleneksel nüsha, M.S. VII.  ve X. yüzyıllar arasında yazılmıştır. Adına “Yahudi Şeriat Kitabı” denen kitabı teşkil eder ve Yahudi Sinagogunun M.Ö. I. yüzyıla doğru İbranice metnine sahip olduğu kitapları ihtiva eder. M.Ö.150. yıllarına doğru bu metinlerin çoğu, İbranice’yi bilmeyen Mısır Yahudileri için Yunanca’ya çevrilmiş bulunmaktaydı; bu çevirinin birlikte çalışma yetmiş kişi tarafından yapıldığı rivayet olunur. Bu yüzden de bu nüshaya  “Yetmişlerin Çevirisi” adı verilmiştir.

İbranice Kutsal Kitap’ın hiçbir orijinal el yazması muhafaza edilmiş değildir.  Delaporte’un yazdığına göre “antik çağdan kalma tek-tük parçalar ancak sn zamanlarda bulunmuştur”. Elimizdeki en eski İbranice Kutsal Kitap el yazmaları M.S. X. yüzyıldan daha eski değillerdir. Buna karşılık Yunanca çeviri ile Latince çevirinin çok daha eski el yazmalarına sahip bulunmaktayız.  Ayrıca Süryanice bir çeviri ile adına Peschitto(sade metin) denen çeviriyi de saymak gerektir.

Bütün bu metinler arasında oldukça büyük sayıda değişiklikler varsa da bunlar, metnin anlaşılması bakımından ortaya pek öyle ciddi güçlükler çıkarmamaktadırlar.

Hristiyanlık çağının başlangıcında Eski Ahid’de “Şeriat Kitabı” (yahut Tevrat) ‘Peygamberler’ gibi bölümlerle Kutsal yazarlar tarafından yazılmış başka bölümlere rastlanmaktaydı.

Şeriat Kitabı (Tevrat), Musa’ya atfedilen beş kitaptan meydana gelmişti ki şunlardır :  Tekvin, Çıkış , Sayılar , Levililer, Tesniye.  Yunanlılar bu topluluğu Beş Kitap (Pentateuque) diye adlandırmışlardı. Bugün bunlara “Yeşu’nun Kitabı” da eklenerek Eski Ahid’in birinci kısmı “Altı Kitap” adıyla anılmaktadır.

Eski Ahid’de ayrıca “Peygamberlerin Kitapları” ile çeşitli başka metinler de vardır ki, şunlardır : “Neşideler Neşidesi”, çok güzel bir aşk türküleri topluluğudur. “Mezmurlar” çoğu zaman muhteşemdir.  Ayrıca “Meseller Kitabı”, ” Eyub’un Kitabı” ; “Vaız Kitabı” vs de vardır.

Birçok düşünürler, Kutsal Kitap’ta Tanrı Kelamı’nı görmüşlerdir ve elân da görmektedirler. Merano Ruhanî Kurulu 1546’da Eski Ahid de dahil olmak üzere Kutsal Kitap’ın Tanrı tarafından ilham edildiğinden şüphe edilmesini yasak etmiştir.  Yahudi Sinagogu ile çeşitli Hristiyan Kiliseleri Kutsal Kitap’ın gerek “söylenip yazdırıldığını”, gerekse herhalde “Tanrı tarafından ilham edildiğini” şimdi dahi kabul etmektedirler.  Bazıları bu ilhamın sadece din ve ahlâkla ilgili kısımlara sınırlandırılmasını ileri sürmekte iseler de, bu tez Katolik Kilisesi tarafından reddedilmiştir.

Bununla beraber , sayıları gittikçe artmakta olan bilginler genel olarak Kutsal Kitap’a ve özel olarak da Eski Ahid’e, öteden beri edebî ve tarihsel çeşitli metinleri incelemek için kullanılması âdet olan eleştirme usullerini uygulamaktadırlar.

Daha XVII. yüzyıldan itibaren büyük Hollandalı filozof Spinoza(1632-1677) de yazdığı dinsel ve politik konular üzerindeki kitabında, Kutsal Kitap’ın ihtiva ettiği çok sayıdaki birbirini tutmaz şeyler üzerine dikkati çekmekte, bu birbirini tutmazlıkların çok göze batar olduklarını belirterek hahamlarla alay etmekteydi ki, Spinoza’nın Yahudi olduğunu da unutmamak gerektir.

Yine bu eleştirme ve inceleme çalışmalarının büyük öncülerinden olan Fransız yazarı Richard Simon 1678’de yayınladığı “Eski Ahid’in Eleştirimsel Tarihi” adlı eserinde Musa’ya atfedilen ve içinde kendisinin ölümünün de bahis konusu edildiği ilk beş kitabın onun tarafından yazılmış olamayacağını meydana koymaktadır.

XVIII. yüzyılda Jean Astruc adlı Fransız hekimi, daha önce de ortaya atılmış olan çok önemli bir faraziyeyi gayet açık bir şekilde meydana koymaktadır ki, şudur :

“Beş Kitap’ın yazarı veya yazarları iki ayrı hikayeyi birbiriyle karıştırmaksızın, yan yana koyarak anlatmışlardır. Bu hikayerleden birinde Tanrı Elohim( Eloh,ruh. Elohim ise ruhların tumü) diye adlandırılmaktadır.  Öteki hikayede ise Tanrı Yehova(yani Varolan) diye adlandırılmış bulunmaktadır.

Elohist diye adlandırılan metin Tekvin’in ilk bölümü ile ikinci bölümün ilk üç âyetini içine almaktadır.  Yehova metni diye adlandırılan metin ise, ikinci bölümün dördüncü âyetinden başlamaktadır.

İki hikayenin arasındaki ayrılıklar bundan da anlaşılmaktadır. Elohist metinde insanın yaradılışı bitkilerin yaradılışından sonra gelmekte, Yehova metninde ise insan, bitkilerden önce yaratılmaktadır. Elohim insanı kendi suretinde yaratarak onu, aynı zamanda “erkek ve dişi” yaratmaktadır. Yehova ise ilkin erkeği yaratmakta, sonra : “Erkeğin yalnız olması iyi olmaz; bir de ona uygun kadın yardımcı yaratacağım”  diyerek erkeğin kaburga kemiğinden kadını yaratmaktadır.

Görüldüğü gibi, tarihsel eleştirme Kutsal Kitap’ın bütün öteki dinlerde rastlanan kutsal metinlerden esaslı şekilde ayrı olmadığını onlar gibi bunun da insan elinden çıkma olduğunu meydana koymuş bulunmaktadır.

Eski Ahid’in modern tarihsel eleştirmenin verileri sayesinde yorumlanmış olan bazı parçaları, Filistin’in, yahut Kenan ülkesinin İsrailliler gelmezden önceki durumunu az çok sezmek ve anlamak imkanını bize vermektedir. Bu konuda özellikle 1890’dan beri Filistin’le Fenike’de yapılan kazılarda bulunan arkeolojik ve epigrafik belgelerden bilhassa faydalanılmaktadır. Zira her iki ülke aynı medeniyete sahiptirler ve günümüzde Fenikeliler, Kenan ülkesinden çıkma sayılmaktadırlar.

Görünüşe göre, Filistin’de ilkin yerli halk; sonra semitik kökten olup toprağa bağlı bulunan eski göçebeler; son olarak da diğer insan grupları oturmuşlardır. Örneğin , Filistinlilerin Ege Denizinin kıyılarıyla adalarından kovulma Egeliler oldukları sanılmaktadır.

Animizm( örneğin , Karmel ve Hermon gibi) dağları,pınarları,ırmakları,dikili taşları Nablus yakınındaki Kâhinler Ağacı gibi ağaçları kutsal saymaya sevk ediyordu.

Kutsal nesnelerle süslenmiş mübarek yerler vardı. Tesniye yani İkinci Şeriat Kitabı, bu gibi yerlerin yıkılmasını emrederken,buraları tam tamına tarif de etmektedir :

“Mülklerini alacağınız milletlerin yüksek dağlar üzerinde ve tepeler üzerinde ve bütün yeşil ağaçlar altında Tanrılarına tapındıkları bütün yerleri mutlaka yıkacaksınız;  ve onların Mezbah’larını yıkacaksınız ve Tanrıların oyma putlarını baltalayacaksınız ve o yerden adlarını yok edeceksiniz”

Animizm geniş bir nüfuz muhafaza etmekle beraber, Çoktanrıcılıkla sonuçlanmıştı, İbraniler, Kenanlılarla temasa girdikleri sırada bu sonuncuların tapınışı Baal’lerle Astarte’lere hitap etmekteydi.

Baal’ler yerli tanrılardı;  örneğin Baal Zebul, Sineklerin Tanrısıydı ve görevi de belki onları uzaklaştırmaktı. Nitekim ünlü bir şeytan olan Belzebuth’un adı da buradan gelmektedir. Bu Baal’lerin çoğu , bereket saçan bir pınarın perileri ve tarımcıların koruyucuları olmak gerekti.

Birçok Tanrılara ancak bazı bölgelerde tapınılmaktaydı. Örneğin buğday Tanrısı olan Dagon, Filistinliler tarafından benimsenmiş yerli bir Tanrıydı.

İsrailliler Kenan ülkesine gelince,bura halkının ahlâksızlığından utanç duydular. Ana babaya saygı gösterilmiyor, çocuklar kurban ediliyor,her yanda hayâsızlık ve cinsel sapıklıklar hüküm sürüyordu. Nitekim Kutsal Kitap’ın Levililer faslı bu menfur şeylere hücum etmektedir.  Ayrıca,yine bu bakımdan Tekvin’de Nuh’un oğularından biriyle ve Sodom ve Gomorra ile ilgili birtakım hikayeler vardır.

Bununla beraber Kenan ülkesine girmiş olan İsrailliler aralarına karışacak oldukları Filistinlilere başka bakımlardan çok yakın durumdaydılar.

(Visited 12 times, 1 visits today)
Admin

Admin

Yorum Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: